“İblis Kanatları, Mavi Gök’e düello mu teklif etmiş?”
“Daha çok çalışma diyebiliriz.”
“Ben iç muhabbetleri de biliyorum.”
Uzun zamandır ilk defa Issız Orman içinde dedikodu yapılıyordu. On yedi jenerasyonun onuru adına on beş yaşındaki bir çocuk düelloya çıkacaktı. Herkes mavi-beyaz ve siyah formaların arasındaki farkı bildikleri için düellonun nedeni pek bir ilgilerini çekmiyordu.
“Sence ne kadar dayanır?”
“En fazla 10 saniye diyorum.”
“Daha yeni gelen bir çocuğun 10 saniyeden fazla dayanması saçmalık olur.”
“Hua Dağı Mezhebinin, Erik Çiçeği Kılıç Ustası değil yani çocuk.”
O kadar fazla dedikodu yayıldı ki bazı şefler de düelloyu izlemeye geldi. Mavi Gök Takımının çalışma alanında düello gerçekleşecekti. Yeonshin etrafına baktı. Her yer kılıçlarla doluydu.
Bunları gördükten sonra Mavi Gök Takımının neden kılıç ustalığında ünlü olduğunu anladı.
“Burada sadece kılıç üstüne çalışırsan mavi kıyafet alabiliyorsun.”
Genelde yapılan giriş sınavı beyaz savaşçılar için olurdu. Büyük mezheplerle aynı sistem diyebiliriz. Çocukları daha meridyenleri tıkanmadan önce alıyorlar ve onları yavaş yavaş kademe atlatıyorlardı. Bu teknik ortodokslar arasında yaygındı.
Yeonshin içinden onu destekleyen çocukların görüntüsünü asla unutmayacağını söyledi.
“Beş saldırıya kadar dayan! Mavi Gök takımı ile iddiaya girdik!”
“Kardeşim, sakın bizi utandırma!”
“Kıdemli, yapabilirsin!”
“Kıdemli mi?”
Yeonshin gülümsedi. Diğer dövüş sanatları mezheplerinin aksine üniforma rengi senin kademeni gösteriyor. Yani o şevkli çocuklar Wochang ve Yeonshin’e kıdemli diyor. Çocuklara el salladı. Hepsi daha da bağırmaya başladı.
“Aslında benim yaşımdaki çocuklar da vardı.”
O çocuklar dışında başka öğrenciler de vardı. 20 yaşından önce bile beyaz savaşçı olduğunda herkes sana hayran kalıyor.
Yeonshin herkesten daha hızlı gelişmişti. Ondan daha büyük olan çocuklar diğerleri gibi alkışlayamıyordu.
“Zamanla hallederiz ya.”
Sonrasında önüne baktı. Mavi Kılıç Takımı savaşçıları ona pek iyi bakmıyordu. Dağdan gelen bağdakini kovuyor gibi bir durum vardı.
Bir diğer yandan iki siyah kıyafetli usta oradaydı. Birisi Mavi Kılıç Takımı’nın lideri, diğeri ise Ma Jin’di.
Mavi Kılıç Takımı’nın lideri ünlü bir kılıç ustasıydı ve Merkezi Ovalar’ın en güçlü on kılıç ustasından birisiydi. Kendisi uzundu, uzun kullara sahipti ve çok sert bakışları vardı.
“On saldırıya bile dayanamayacağına bir iksire bahse girerim.
Mavi Kılıç Takımı’nın liderinin bu sözleri biraz Ma Jin’in canını sıkmıştı.
“İksirle biraz abartmadın mı?”
“Korktun mu? Kaybedeceğine bu kadar eminsin yani.”
“Issız Orman’ın iksirleri öyle ucuza gitmez.
“İkimizin takımlarının onuru üstüne bahse giriyoruz ya.”
Ma Jin resmen tereddüt ediyordu, karşısında bir canavar var gibiydi.
“Ma Jin, çok sakinsin. Yoksa lidere karşı fala nmı geldin?”
“Fazla kindar bir adamsın.”
“Konuyu değiştirme, korkuyor musun?”
“İyi ya, kabul ediyorum.”
“Helal, lider dediğin astlarına güvenir.”
Sonrasında kafasını çevirdiği için Ma Jin’in gülümsemesini görmemişti.
***
Kodeks Library
Çeviri- Hakai
***
“Yeonshin’di değil mi? İblis Kanatları’nın Beyaz Kıyafetlisi.”
“İblis Kanatları, Jeong Yeonshin.”
Rakibine kibarca yumruklarını sıktı. Kendisini Xinye’li Yeonshin olarak tanıtmasının üzerinden çok zaman geçmemişti ancak artık kendisini İblis Kanatları’nın bir üyesi olarak görüyordu. Önce ailesi katledildi sonrasında ise kendisini burada buldu.Kim ne dersin desin o bu takımın önemli bir parçasıydı.
Önündeki savaşçı 10 adım ileride duruyordu. Üstündeki mavi kıyafet onun ana takımdan olduğunu gösteriyordu.
“20 yıldır Mavi Gök Kılıç Tekniği’ne kendimi adadım. Bir kılıcın gözü yoktur bundan dolayı onun gözleri ben olacağım. Sana da hiç acımayacağım.”
“Tamamdır.”
Yeonshin’in bu cevabı biraz canını sıkmıştı. Karşısındaki savaşçı kılıcını çekmişti, insanın nefesini kesen bir aura ortaya çıkmıştı.
“Nasıl bir kılıç tekniği kullanıyor ki bu?”
Yeonshin karşısındaki kişiyi kışkırtmak istememişti.
Çoktan İblis Kanatları Formasyonu’nu kullanıyordu ve rakibini analiz ediyordu. Kıdemlilerinin dediğine göre onların kılıç tekniği farklıymış. Kullanan kişi onu hızlı ya da güçlü yapabiliyormuş.
“Mavi kıyafet almış bir savaşçı hem kendine özgü hem de diğer yeteneklerin temelini biliyor olması gerek.”
Yeonshin de kendi yeteneklerini kullanmalıydı.
“Köken Yetenek Temeli.”
Kendi sınırlı Qi’sinden yarattığı eşsiz dövüş sanatlarını kullanmıştı. Kendi zihnine odaklandığında iç enerjisi sirkülasyona girmişti bile. Bu teknik Jeong ailesinin yetişim tekniğini temel alıyordu.
Hatta yeteneğin kendisi bile gelişiyordu. Her kullandığında desteklemesi gereken noktayı öğreniyordu.
“Gel.”
Yeonshin’e ilk saldırı hakkını öylece vermişti.
“Hup.”
Hızlıca kılıcını çekti. Qi’si resmen etrafta yankı yapmıştı. kılıcını kendi hız tekniği ile birleştirmişti. Sonrasında kılıcına İblis Kanatları Formasyonu’nu eklemişti ve mavi hattı görmeye başlamıştı.
-Çat!
Kılıcın sesiyle beraber Yeosnhin gülümsemeye başladı. Güzel bir saldırı yapmıştı. Tam hasar verememiş olsa da duruşunu bozmuştu, dengesini toparlayamıyordu. Kılıcın gücü, hızına orantılı artıyordu. Bunun bir diğer adı kılıç tepkimesiydi.
Yeonshin ikinci saldırısını yapmak için adım attı. İki başarım olarak adlandırdığı tekniği kullandığında Qi’sini de iki kat daha verimli kullanıyordu. Gözlerinde rakibinin vücudu büyüyordu.
Formasyon onun için yolu çizmişti. Ne kadar acımayacağını söylese de kimse on beş yaşındaki bir çocuğa temkinli olamazdı. Dengesinin bozulduğunu çok net şekilde görüyordu.
“Şimdi.”
Bu açıklığı kullanarak düelloyu kazanmalıydı. Yeonshin sadece kazanmayı düşünüyordu.
-Şık!
Kılıç yeteneği gelişiyordu, titreme resmen ellerini sarsmıştı. Savaşçı kendisini toplasa bile Yeonshin ona açık vermiyordu. Kendisini tam olarak toplayamıyordu.
Ma Jin bir köşede çocuklara inisiyatif almanın önemini öğretiyordu. Hiç sakinliğinden ödün vermiyordu.
-Çat çat çat!
Formasyon onun önüne beyaz parçalar koyuyor ve ona önderlik ediyordu. Kılıcının hızını asla düşürmüyordu.
Bu hızla devam ederken rakibinin de yorulduğunu fark etti. Yeonshin kaç kere kılıç çarpıştırdıklarını artık saymıyordu. En önemlisi formasyonda ustalaşıyordu. Hem de kendi tekniği sayesinde dövüş sanatlarını daha çok anlayabilmişti.
Çok fazla sırtına yüklendiğini fark edince belli bir açıyla ayağını döndürdü ve Qi alanı oluşturdu. Chung Myung’un Dönüşsel Saldırı tekniğini kullanmıştı!
-Foşş!
Dönen Qi kılıcında toplanmıştı.
-Çat!
Savaşçı geri çekilmişti, o sırada Yeonshin etrafında dönüyordu. Her yönden sert bir rüzgar geliyordu.
Dönüşsel Saldırı’nın gücü rüzgar akımından hissedilebiliyordu. Böylece yeni bir hareket bulmuştu.
“Yüklü Saldırı!”
Büyük bir gücün eşliğinde vücudunu tekrardan döndürdü. O sırada hisleri ona bu tekniğin art arda kullanabileceğini söylemişti. Her saldırıda ayrı bir güç vardı ve ikinci saldırı kılıcın ucundan gelmişti.
-Bam!
Savaşçı yeterince uzaklamamıştı. Elinden kılıcı uçmuştu. Vücudu saldırının etkisi yüzünden titriyordu.
“Ağh!”
Dengesini bir şekilde toparlasa da çoktan Yeonshin boğazına kılıcı dayanamıştı. Çok sinir bozucu bir yüzü vardı. O kadar saldırıya rağmen savaşçının kıyafeti kirlenmemişti. Ancak bu düelloyu Yeonshin kazanmıştı.
“…”
Yeonshin ona bakıyordu. Şanslıydı. İvmeyi kullanabildiği için kazanmıştı. Böyle bir düello tekrar olsaydı aynı sonuçları alamazdı. Issız Orman’ın savaşçılarının, Hua Dağı Mezhebi’nin Erik Çiçeği Kılıç Ustasına bile boyun eğmediği söylenirdi.
Böyle bir dünyada onların rakip bulması çok zordu. Yeonshin kılıcını kınına sıktı ve yumruğunu kavradı.
“Bana bu harika kılıç ustalığını gösterdiğiniz için teşekkür ederim.”
“Kılıç yolun ve dönen saldırın harikaydı. Yaşına göre çok güçlüsün.”
Mavi kıyafetli savaşçı ona baktı ve ayağa kalktı. Pek durumdan hoşnut değildi. Yeonshin bir kişinin savaşta ne kadar geliştiğine şaşırmıştı. Bazıları şaşkındı ve bazıları ona hayran şekilde bakıyordu.
“Kaç saniye geçti? Beyaz kıyafetli kazandı.”
“En az 20 kere kılıçları çarpıştı be.”
“Çarpıştı mı? Sen hiçbir şey anlamamışsın. Şu Yeonshin’in yeteneği çok ayrı bir şeymiş.”
“İblis Kanatları böyle bir cevheri kapmış ya.”
Çocuklar çok mutluydu. Önce Mavi Gök Takımı’nın kaptanına selam verdi ve çocukların yanına gitti. Ne kadar düello yapmış olsa da tekniği sayesinde pek yorulmamıştı.
“Umarım adınızı hiç lekelemedim.”
Yeosnhin konuşurken çocukların yüzüne baktı. Kaç kılıç darbesine dayandı bilmiyor ancak on saniye sınırını aşmamış gibi duruyordu. Kazanmıştı. Çocuklar mutluluktan başlarını sallıyordu. Gözleri parıl parıl parlıyordu.
Teşekkür ederiz!”
“Güç güçlüsün be! O kıyafet sana yakışıyor!”
“Vay be…”
Ona kıdemli diyen çocuk sadece hayranlığını belli edebiliyordu. Ma Jin yanlarına geldi.
Elinden hoş bir koku geliyordu. Avucunda bir ilaç vardı ve deli gibi enerjiiye sahipti.
“Al, senindir.”
Ma Jin, gülümseyerek ona ilacı uzattı.
____________________________________________________
Serilerden anında haberdar olmak için discord sunucumuza girebilirsiniz!
_____________________________________________________





Yorumlar yükleniyor...
İlk yorumu sen yap!