Bölüm 2: Elimden geleni yaptım da kader başka bir şey istedi.
Sıralamacılar, insanların kıskandığı ve neredeyse her türlü onuru, parayı ve gücü elde edebilen kişilerdir.
Sıralamacı olmak da basit. Bir anda Amerika’da on yıl önce ortaya çıkmış dev gibi olan ‘Dünya Sıralaması Pano’suna adını yazdır ve tamamsın. Bu listeye sadece ilk bin sıralamada olan kişiler girebilir. İçinizden “Çok garip la, sıralama kısmını anladım da… Bu sıralamayı kim seçiyor abi?” diyor olabilirsiniz.
“Sıralamacı olmak için tam bir kriter yok.”
“Aynen öyle, ne de olsa yetenekler kişinin durumuna falan bağlı, üstüne destek yetenekleri çok ayrı bir konu.”
Herkes ilk panoyu gördüğünde aynı şeyi düşünmüştü. Ancak bu düşünceler sistemin aslında ‘insan’ olmadığının farkına vardıkları anda hiçliğe karıştı.
[Sıralamalar güncellendi.]
[Lütfen Dünya Sıralaması Panosu’na gidiniz.]
Her ay sonunda, aynı şekil duyurular yapılıyor. İşte bu ‘insan’ olmayan varlık dışında da kimse yapamaz bunu.
“Sistem bunu otomatik yapıyorsa sorun yok ya.”
“Aynen, insan eli değmediği sürece rüşvet falan da dönmez hem.”
İnsanlık insan olmayan varlığı hiç direnmeden kabullendi. Ne de olsa kafalarında avcı mantığı oturmuştu bile.
-Tak tak
Yürümeye devam ettim. Bomboş bir arazi buldum.
“Haydi bakalım, başlayalım.”
Burası insanlığın elinden çıkma değil, doğal bir araziydi. İşim bittiğinde hep buraya gelirdim.
-Çatırt çatırt
Geldiğim gibi boynumu kıtlattım. O sırada bir yandan yetenek penceremi açtım.
[Normal İskelet Çağrımı]
[(E-Kademe)]
[Etki 1: Düşük seviyeli bir iskelet çağırmak için 10 enerji kullanır. En fazla 10 iskelet çağırabilirsiniz.]
[Etki 2: İskeletlerinize isim verebilirsiniz.]
“…”
Tanıdık bir manzara vardı. Her seferinde şu yeteneği tanıttıkları için delleniyordum resmen. İç çektim. Tabii, yeteneğimi ilk aldığım zamanlar hiç böyle değildi.
“İsim verebiliyorum, belki de gizli özellik açabilirim. Hani böyle özel bir şeyi olur.”
Kimse benim gibi hayaller kurmazdı kesin. Ölü çağıranım yani, bir iskelet çağıracağım ve sonrasında yok olacaktı. Ama ben öyle değildim. Her seferinde enerji harcıyordum.
[Yetenek: Normal İskelet Çağrımı (E-Kademe) aktifleşti.]
[10 enerji kullanıldı.]
[Kemik kafa 1, çağrıldı.]
[Yetenek: Normal İskelet Çağrımı (E-Kademe) aktifleşti.]
[10 enerji kullanıldı.]
[Kemik kafa 2, çağrıldı.]
[Yetenek: Normal İskelet Çağrımı (E-Kademe) aktifleşti.]
[10 enerji kullanıldı.]
[Kemik kafa 3, çağrıldı.]
-Çatırt
Aynı adlarındaki gibi, her çağırışımda kemik kafalar geliyorlar. Farklı iskeletler olmuyorlardı.
“Hoş geldiniz beyler. Hadi şu eklemlerinizi açmak için biraz çalışın.”
İsimleri farklı olmasa bile silahları farklı oluyordu, ondan ayırt etmem kolaydı.
“Bir numaranın büyük kılıcı var.”
-Çatırt
“İki numara mızraklı.”
-Foşşş
“Üç numara ise yaya sahip.”
-Tak!
Sonuncusu yayının ipini çekmiş şekilde ağaçtaki hedefe baktı. Sıralamacı olmak için tek bir şey yapmalıydım, çalışmalıydım. 3 yıldır deli gibi bu iskeletlerle çalışıyorum. Anılarını hatırlayacaklarını umarak benim de yetkim gelişir diye deliler gibi çalıştım. Başta gelişim vardı aslında. E kademe goblin bile öldüremeyen bu kemik yığınları artık sıkıntı yaşamıyordu.
Ancak.
E kademe olduğum gerçeği var. Ne kadar çalışırsam çalışayım hep bir sınırım olacak.
Özel öğretmen bile tuttum.
Deli paralar verip C kademe bir öğretmen tuttuğumda ailelerin ne hissettiğini anladım. Asıl komik olan ise…
Diğerlerini siktir ettiğim için hepsine 4 ila 10 arası numara verip geçtim.
İlk üçlünün aksine geri kalanın silahları bile yok. Bir sürü şey denedim, belki dövüşçü ya da destek olurlar diye düşündüm.
-Çatır?
Resmen hatalı oyun yaratıkları gibiydiler. Onlara bir sürü silah verdim, dövüş sanatları öğrettim ve hatta onlarla oyun oynadım. Ulan herifler zindanı öğrensin diye adamları zindanda hamal yaptım.
“…”
***
Kodeks Library
Çeviri- Hakai
***
Ama sonuçta boşa enerjimi harcadım.
Bir yıl geçti, iki geçti, şimdi üçüncü yıldayız.
Hala E kademeden ileri geçmediler.
Yine iç çektim. Biz de insanız yani, yoruluyoruz. Hep böyle bir hayatım mı olacaktı?
“Sikeyim hayatımı.”
Ama başka bir seçeneğim de yoktu. İmkansızı hedeflemek, hiç hedefinin olmamasından daha iyidir derler. Benim hedefim de belli. Sıralamacı olmak.
-Haşır
“Hım?”
Şaşkınım. Bu arazi, köyün arkasında olsa bile buraya 3 yılda kimseler gelememişti. Bundan dolayı irkilmiştim.
“Grrrr! Ciik”
O neydi? Gözlerim fal taşı gibi oldu. O domuz ölme sesi gibi olan ses nereden geldi? Bir şeyden emindim. Buraya gelen şey insan değildi, belki de bir yaban domuzuydu. En kötüsü ise…
Canavar mı?
-Çatırt!
Kemikafa 1,2 ve 3 zihnimi okuduğundan hemen çalışmayı durdurdular, çoktan yanıma gelmişlerdi.
“Raawwrr!”
Önce canavarın sesi, sonra kendisi geldi. Yeşil deriye, büyük dişlere ve deli gibi kasları var. Yoksa bu…
“Bir ork mu?”
D-kademe olan bir canavar.
“Burada orkun ne işi var lan?”
Şok olmuştum be geri bir adım attım. D-kademeler, sıralamacılar için çerez olsa da benim gibi E-kademe iskeletlere sahip bir adam için kaostan başka bir şeyi simgelemiyordu. Üstüne gözlerinde deli gibi her şeyi yutma isteğini görüyorum.
[Kemik kafa 1 (E-Kademe) güçlü bir varlık sezdi, statları %20 düştü.]
[Kemik kafa 2 (E-Kademe) güçlü bir varlık sezdi, statları %20 düştü.]
[Kemik kafa 3 (E-Kademe) güçlü bir varlık sezdi, statları %20 düştü.]
“Hay sizin ben!”
O kadar çalıştırdığım iskeletlerim şimdi korkak tavuklar gibi takılıyor.
“Tanrım, benim suçum neydi ki?”
Burada ork varsa etrafta zindan kırılması olmuştur.
Zindan kırılmaları pek nadir olmaz.
Peki ya neden böyle tenha bir yerdeler? Resmen kafama kutup ayısı düşmem şaşırmam artık.
“Haah.” diye bir güzel iç çektim. Acaba Ork beni ham diye yutsa ne olurdu? Önce bel altımı mı yerdi yoksa başımı mı? Belki de tekte yutar ya.
“Of.”
Öylece ölmek istemiyorum, savaşmak zorundayım.
“Huff, hrufff!”
Ork beni izlerken bir yandan baltasını sallıyordu.
“Durdurun!” diyerekten iskeletlere emir verdim. Korkmuş olsalar da bu küçükler asla tereddüt etmez.
-Çatırt!
Kemikcik 1 kılıcıyla baltayı engelledi, kemikcik 2 hemen onu destekledi. Ancak…
“Raaaavrr!”
Orkun güçlü kasları onları oracıkta ezdi.
-Çatırt çuturt!
O sırada resmen boşluğa daldım.
[Kemik kafa 1, kayboldu.]
[Kemik kafa 2, kayboldu.]
“Sizin ben ağzınıza sıçayım!”
Neyse ki hala Kemikcik 3, yayı ile saldırıyordu.
-Fıyy!
Kemikcik 3, sen buraların kralısın! Sen adamsın! Lütfen beni tek bırakma!
[Avcı: Joo Donghoon]
[Enerji: 70/100]
Bir yandan enerjime baktım. 70 enerjim vardı, yani 7 kere daha iskelet çağırabilirim.
[Yetenek: Normal İskelet Çağrımı (E-Kademe) aktifleşti.]
[10 enerji kullanıldı.]
[Kemik kafa 1, çağrıldı.]
[Yetenek: Normal İskelet Çağrımı (E-Kademe) aktifleşti.]
[10 enerji kullanıldı.]
[Kemik kafa 2, çağrıldı.]
“Kemikten duvar olun!”
Yakın dövüşenleri çağırdım ve geri çıktım. İşe yaramaz 4-10 arası iskeletleri çağırmak işe yaramaz yani.
“Saldırın, tutun şunu!”
-Cıt!
Kemikcik 1 ve 2 tekrardan saldırdı. Enerjim olduğu sürece onların da gücü var. Ne kadar boktan bir efendi olsam da lütfen bana zaman kazanın!
“Ravrr!”
Ork, yemeği bölündüğü için sinirlendi ve iskeletlere baltasını savurdu.
-Ting ting!
Kemikcik 3’ün oku, okrtan sekti. Saldırılarımızın hiçbir etkisi yoktu.
Sikeyim ya.
Resmen her yerim ağrıyordu. Gitmek istiyordum ancak iskeletlerden de çok uzağa gidemiyordum, orkun hedefi bendim yani. Zaten beni kovalamak istese siksen kaçamam.
[Kemik kafa 1, kayboldu.]
[Kemik kafa 2, kayboldu.]
“Hay böyle işin!”
Tek yapabildiğim koşmak ve tekrardan iskelet çağırmak. D-Kademe olduğu için Ork hiçbir şey hissetmiyordu. Böyle şeylere kafa yoracak zamanım da yok zaten. Resmen bir böcek gibiyim. Birkaç dakika geçmişti ve…
[Enerji bitti.]
[Öneri: Enerji yenilemek isterseniz dinlenin.]
“Önerini sikeyim sistem!”
Enerjim bitmişti. Gökyüzüne baktım ve bir güzel sövdüm. O kadar uğraşıyorum ama neden hep bunlar başıma geliyor?
_____________________________________________________
Serilerden anında haberdar olmak için discord sunucumuza girebilirsiniz!
_____________________________________________________






Yorumlar yükleniyor...
İlk yorumu sen yap!