***
Kodeks Library
Çevirmen – Epi
***
Cilt 8 Bölüm 181 – Gölge Kılıcını Miras Almak (4)
Beş saat. Tamı tamına beş saat boyunca Jin sadece kılıcını savurdu. Onu izlemek beş saat boyunca başa saran bir görüntüyü izlemek gibiydi. Her bir savuruş tam anlamıyla birbirinin aynıydı. Garmund karşısındaki manzaraya bakarken ne diyeceğini bilemedi.
“Ohh, bitirdim.”
Jin terlemiş saçlarını eliyle bir kenara itti. Tantel geri döneceğini söylemiş olsa da Jin’in performansını merak ettiğinden uzaktan izlemeyi tercih etmişti. Jin yaklaşık üç bin kez kılıcını salladıktan sonra Tantel’in şaşkın gözlerine yavaş yavaş yenileri eklenmeye başlamıştı. Kısa bir zaman sonra Jin’i izleyen Canavar Adamların sayısı büyük ölçüde artmıştı.
Beş binlere geldiğinde Garmund şaşkınlıktan yüzündeki kanın çekildiğini hissetti. Yedi bine gelindiğinde o kadar odaklanmıştı ki sanki kılıcı sallayan oymuş gibi terliyordu. Jin on bininci savuruşunu da tamamladığında Garmund önündeki bu veledi küçümsemekle hata yaptığını fark etmişti.
Jin’in performansı… tam anlamıyla kusursuzdu!
‘Ben… bu veledin bu kadar iyi olmasını beklemiyordum. Bu… bu çocuk neyin nesi böyle?!’
“”VAY ANASINI, SÜPERDİ BE!””
Garmund’un aksine diğer canavar adamlar gördükleri karşısında mest olmuştu. Savaş Kralları gibi derin düşüncelere sahip değillerdi. Jin’in performansından etkilenmişlerdi ve bunu açıkça gösteriyorlardı o kadar.
Bin yıldır bekliyorlardı. Temar gibi bir yeteneğin çıkmasını, Temar gibi bir efsanenin yazılmasını. Zamanın akmadığı bu cehennemdeki bekleyişlerinin bir anlamı olduğunu kendi gözleriyle görmek istiyordu her biri.
“Garmund, ne oldu? Neden sustun?”
Jin’in sırıtan yüzü ile karşılaşınca Garmund hızlıca kendine geldi.
Tüm kardeşleri gördükleri karşısında heyecanlanmışken Jin’in başarısız olmasını istediği için kendini kötü hissetti.
“Öhöm… beklediğimden iyi iş çıkardın. Bu kadar iyi-”
“Boş övgülerini duymak istemiyorum, Garmund.”
“Hımph! Ne duymak istiyorsun o zaman?!”
“Eğitime layık olduğumu kabul et. Senin ağzından duymak istiyorum bu sözleri.”
Jin plansız bir şekilde Garmund’u kışkırtmıyordu. Onları izleyen gözlerin Garmund’u bir nebze de düşündüreceğine emindi. Krallar arasında kardeşlerine en bağlı olan kişiyi sorsalar herkes Garmund’u gösterirdi. Jin’in gösterdiği performansa rağmen onu kabul etmezse kardeşlerini hayal kırıklığına uğratırdı.
“Tçh, peki! Kabul ediyorum! Jin Runcandel, Gölge Kılıcı tekniğini öğrenmeye hazırsın. Seni bizzat ben, Sekizinci Savaş Kralı, Garmund eğitecek!”
Savaş Kralının sözlerinin bitmesiyle tüm Canavar Adamlar onu alkışlamaya ve tezahürat etmeye başladı. Kardeşlerinin tepkisi karşısında Garmund’un yüzü kızardı ve göğsündeki cevher utanmasıyla daha da parıldadı.
“Tamam tamam, herkes kendi işine baksın. Dağılın hadi, eğitime başlayacağız.”
Canavar adamlar tezahüratlarına devam ederek salondan uzaklaştılar. Sesler kesildiğinde antrenman salonunda yeniden tek başlarına kalmışlardı.
“Öğrenci, kaç yaşındasın?”
“Onaltı. Aralıktan sonra onyedi olacağım.”
Garmund şaşkınlıkla gözlerini kırptı. Kabilede bile Jin’in yaşında bu seviyeye gelebilecek çok kişi yoktu. Jin çoktan Zihin Kılıcı alemine adım atmak üzereydi.
‘İlginçleşmeye başladı.’
Garmund hızlıca kılıcı çekti.
“Dövüşecek miyiz?”
“Hahaha! Kendini o kadar yüceltme çocuk, şu halinle gücümün onda birine bile dayanamazsın!”
Jin hala canavar adamların o kadar güçlü olduğuna inanmıyordu.
“Aramızdaki fark o kadar büyük mü?”
“Kılıcımı oynatacak seviyede bile değilsin.”
Garmund cümlesini bitirdiği anda Gölge Emici ile boğazına saldırdı.
Çing!
Garmund Jin’in saldırısını kolayca savuşturup kaşlarını çattı.
“Ne yapıyorsun?”
“Kılıcını oynatamayacağımı söyleyince meraklanmıştım. Anlaşılan kendini büyüten senmişsin, kılıcını oynattın.”
Garmund’un yüzü karardı. Utanç üstüne utanç… bugün gerçekten onun günü değildi.
‘Aklımdaki bu değildi…’
Garmund fiziksel güçten bahsediyordu. Yoksa Jin’in saldırısını kılıcını hareket ettirmeden engellemesi zaten mümkün olmazdı.
“Hayır, demek istediğim o değildi. Kılıcıma ne kadar saldırırsan saldır hareket ettiremeceğini söylüyorum.”
“Ah, şimdi anladım. Söylediklerin tuhaf gelmişti ama meğersem ben yanlış anlamışım.”
Jin tabii ki de Garmund’un ne demek istediğini en başından beri biliyordu. Sadece onunla uğraşmaktan istemişti. Ayrıca gücünü böyle ufak fırsatlarla ispatlamasının da ona bir zararı olmazdı.
‘Bu adamla uğraşması cidden zevkli.’
Jin Garmund gibi kişilere sataşmaktan cidden zevk alıyordu.
“Hmmm, her neyse. Yeniden dene o zaman. Bu sefer kılıca hamleni yap, bana değil.”
“Tamam.”
Jin ileri atılıp kılıcını savurdu.
Çing!
‘Ne?!..’
Bu sefer şaşıran Jin olmuştu. Aura kullanmamış olsa da kılıcı tüm gücüyle savurmuştu. Yine de Garmund’un kılıcı yerinden bile oynamamıştı. Hatta o saldırıdan sonra geriye savrulan kişi kendisi olmuştu.
Garmund beklediği sonucu alınca burundan gülüp sırıttı.
“Söylediğim gibi, bu seviyenle kılıcımı yerinden bile oynatamazsın.”
“Bir daha.”
“İstediğin kadar dene.”
Jin geri çekilip derin bir nefes aldı. Gözlerini kapatıp odaklandı, enerjisini toplamaya çalıştı. Mavi Aura yavaşça Gölge Emicini etrafını sardı.
“Ha!”
Tüm gücüyle kılıcı savurdu.
Savaş anında kullanabileceği bir saldırı değildi bu. Savaş alanında kim hazırlanmasını bekleyecekti ki?
Çiiinggg!
Kılıçlar birbirine değdiği anda tüm alana çınlama sesi yayıldı. Yine de Garmund’un kılıcı titremedi bile. Saldırının etkisi ile geldiği yöne savrulan Jin ayağa kalkmaya çalışırken ağzından ince bir kan sızıyordu.
“Ağh!..”
Normal şartlarda Garmund bu manzara karşısında gülerdi. Başından beri böyle sonuçlanacağını biliyordu ve Jin’i sefil bir halde yerde görmesi onu keyiflendirmişti. Lakin her şeyin tam olarak beklediği gibi gerçekleştiğini söyleyemezdi.
‘Kılıcım… neredeyse kırılacaktı.’
Garmund bin yıl sonra ilk defa elinin yıprandığını hissediyordu. Ne kadar zaman geçmişti? Elindeki bu yanma hissini, kaslarında yayılan bu acı dalgasını hissetmeyeli ne kadar olmuştu?
Az kalsın gülümseyecekti.
İnsan standartlarına göre bu en az 8-Yıldız gücünde bir saldırıydı.
Jin hala 7-Yıldız olsa da bu tanrının unuttuğu çölü aşmak ona çok şey katmıştı.
‘Yine de bunlar seni kabul etmem için yeterli değil!’
Jin Lafrarosa’ya geleli daha bir gün olmuştu.
Şimdiden istediğini elde ederse domuz gibi daha fazlasını isteyecekti. Jin’i şımartmaya niyeti yoktu. Onu sonuna kadar ciddi bir şekilde eğitecekti.
“Hadi! Kılıcımı yerinden oynatmak yeni görevin!”
“Herhangi bir öneri vermeyecek misin?”
“Çöldeki seraplar yapman gerekeni öğretmedi mi sana zaten? İhtiyacın olan tek şey, inanmak.”
“İnanmak mı?”
Kullanıcının gölge enerjisine iradesini aşılaması Gölge Kılıcı tekniğinin çekirdeğiydi. Zihin kılıcını kullanmaya benzerdi ama bu sefer içsel bir odaklanmadan çok gitgide genişleyen bir enerjiyi kontrol etmesi gerekiyordu.
Bu tekniğin tek amacı bir şeyleri temiz bir şekilde kesmek değildi.
“Hımm, bir haftan var. Bir hafta içinde istediğin kadar deneyebilirsin. Sahip olduğun her şeyi kullan. Ellerini parçalayana kadar, dişlerin düşene kadar çabalamaya devam et. Bu bir hafta içinde Gölge Kılıcının özünü öğrenmeni istiyorum.”
Jin gözlerini kıstı.
‘Bir hafta… tüm canavar adamlar süre konusunda seni sıkıştırmayı seviyor gibi. Yine de başarırsam Garmund’un beni kabul edeceğine eminim. Umarım son anda döneklik yapmaz.’
Garmund da Jin gibi derin düşüncelere dalmıştı.
‘Bir hafta çok mu kısa oldu? Evet, çocuğun yeteneğinin özel olduğuna şüphe yok ama… Hayır, eğitim zorlayıcı olmazsa bir anlamı olmaz. Evlat, başarısız olsan da iradeni kaybetme. O zaman seni buradaki herkes kabullenecektir.’
***
Kodeks Library
Çevirmen – Epi
***
“Elinden gelen bu kadar mı?!”
“İraden savaşçı olmaya değer sanmıştım! Ancak kılıcı havaya kaldırmana mı yarıyor ha?!”
“Solderet’in Anlaşmalısı sen misin gerçekten? Hımp, sende o ışığı göremiyorum. Temar bunu iki günde başarmıştı. Diğerleri bu rezilliği görürse seni eğitmekle uğraşmazlar bile!”
Garmund her gün daha da ağır şekilde Jin’i eleştirmeye devam etti. Aklında çok daha ağır sözler vardı. Kendisini Jin’in saldırılarına karşı hazırlamıştı. Milyon kez bile olsa saldırıları hiçmiş gibi karşılayacak, Jin’i sonuna kadar zorlayacaktı. Lakin işler yine planladığı gibi gitmedi.
Üçüncü gün geldiğinde tam olarak 27,576 darbenin ardından Garmund’un kılıcı parçalandı.
Garmund boş boş kırılan kılıca bakıyordu. Onca aşağılamanın arasında Jin’i gerçekten etkileyen tek şey ‘Temar iki günde başarmıştı.’ sözü olmuştu. Onun haricinde yaptığı her savuruş sanki ona daha fazla zevk veriyormuş gibi sallamıştı kılıcı. Sonlara doğru gülümsediği anlar bile olmuştu. Garmund ise… ifadesi gerçekten acı içinde gibiydi.
“Temar’dan… bir gün daha uzun sürdü.”
Jin Garmund’un kılıcının parçasını yerden alırken konuştu.
Sonuçtan memnun değildi. Nasıl olabilirdi ki? Yine Temar’ın gölgesinde kalmıştı, yine geçmişin basit bir hatırlatıcısı olmuştu…
’Biraz daha odaklansaydım! Daha iyisini yapabilirdim!’
Hayal kırıklığını atarcasına nefesini verdi.
Oysaki Germund daha şaşkınlığını üzerinden atamamıştı. Başarması için en az bir aya ihtiyacı olduğunu düşünmüştü. Üç günde başarması inanılmazdı. Evet, Temar ondan daha hızlı bir şekilde başarmıştı ama…
’Yaşı ve kullandığı kılıç göze alınırsa bir günlük fark göz ardı edilebilir. Hatta çok daha büyük bir başarıya imza attığı söylenebilir.’
Jin beklediklerinin aksine tam bir savaşçı çıkmıştı. Kabilenin ona öğretecek çok bir şeyi olmadığından şüphelenmeye başlamıştı Germund.
Tüm bunlara rağmen karşısındaki veledin gözlerindeki ateşi görünce sırtına vurup güldü.
“İkinci çırak, Jin Runcandel. Dürüst olmak gerekirse senin de bir canavar çıkmanı beklememiştim ama beklentilerimi aştın.”
“Beni sonunda çırak olarak kabul ediyor musun?”
“Benim onayımı aldığın kesin. Diğer kardeşlerimin de senin sarsılmaz ruhunu kabulleneceğine eminim.”
Garmund’un tavırlarındaki değişiklik Jin’i güldürdü.
“Yine de senden ufak bir ricam var.”
“Neymiş?”
“İlk başarının tadına bakacak kişi olabilir miyim?”
“İlk… neyim dedin?”
“Cevap ver.”
Jin karşısında heyecandan parıldayan gözlere bakarken hayır diyebileceğini sanmıyordu.
“Neyden bahsettiğini anlamasam da… tabii buyur.”
Garmud Jin’in elindeki kılıç parçasını alıp ağzına attı. Yutmadan önce ağzında dolaştırıp tatmin olmuş bir şekilde yutkundu.
“Hahaha! Leziz. Yarından itibaren Beşinci Kralla çalışacaksın. Aynı saatte burada ol.”
***
Kodeks Library
Çevirmen – Epi
***
_____________________________________________________
Serilerden anında haberdar olmak için discord sunucumuza girebilirsiniz!
_____________________________________________________





Yorumlar yükleniyor...
İlk yorumu sen yap!